Rektörlerden "28 Şubat" bildirisi

Üniversitelerarası Kurul, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ı Türk üniversitelerini temsil edemez durumda olduğu için istifaya davet etti. ÜAK, YÖK Başkanı çağrıya uymazsa Cumhurbaşkanı’nın görevden almasını istedi.
ANKARA - YÖK Başkanı’nın uyarılarına karşı Üniversitelerarası Kurul toplanarak, oybirliğiyle YÖK Başkanı’nı “Türk üniversitelerini temsil edemez durumda olduğu için” istifaya, YÖK Başkanı çağrıya uymazsa Cumhurbaşkanı’nı görevden almaya çağırdı. ÜAK bildirisini okuyan Başkan Prof. Mustafa Akaydın, günün tarihini de söyleyerek, Erbakan hükümeti döneminde “post-modern darbe” olarak anılan 28 Şubat’ı hatırlattı. Akaydın bildiriyi canlı yayında okurken, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat bir açıklama yaptı, rektörlerin anayasayı uygulamayarak suç işlediğini iddia ederek savcıları göreve çağırdı. Prof. Akaydın, bu çağrıya canlı yayında “Biz cumhuriyetin rektörleriyiz. Onlar da cumhuriyetin savcılarını göreve davet etmiş. Ne kadar kaotik bir durum olduğunu görüyorsunuz” karşılığı verdi.
YÖK Başkanı’nın “Üniversitelerarası Kurul türban konusunu görüşmek üzere toplanamaz” açıklamasının tersine, kurul üyeleri bu sabah, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın başkanlığında, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde olağanüstü toplandı.
Akaydın toplantının açılışında yaptığı konuşmada, rektörleri önce “Türkiye Cumhuriyeti’nin sınır ötesi harekatında kaybedilen değerli vatan evlatları için” 1 dakikalık saygı duruşuna davet etti. Akaydın, saygı duruşunun ardından yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin çok ciddi meseleleri arasında Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik ilkesini hedef alan Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine aykırı bir siyasi süreç yaşandığını savunarak, bu siyasi sürecin Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerini çok yakından ilgilendirdiğini” söyledi.
ÜAK’ın, 1 Şubat 2008’de yaptığı toplantıyı anımsatan Akaydın, bu konudaki görüşlerini kamuoyuyla paylaştıklarını, yetkili makamları, “duyarlı, ilgili olmaya davet ettiklerini” ifade etti. Akaydın, “Bu davetimiz olumsuz sonuçlanırsa, Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinde ciddi bir kaos ortamı yaşanabileceğini ifade etmiştik. Ne yazık ki, gelişmeler aynen öngördüğümüz şekilde gerçekleşti” dedi.
“28 ŞUBAT” VE “ANTİ-BALANS” YORUMU
Anayasa değişikliğinin “çok hızlı bir şekilde” yapıldığını belirten Akaydın, ardından YÖK Başkanı’nın da rektörlere gönderdiği genelgeyle rektörleri “hukuksuz davranmaya zorlandığını” öne sürdü. Akaydın, “bu duyuruya rağmen üniversitelerin hemen hemen tamamına yakınının eskiden nasıl davranıyorlarsa hukukun gereği olarak aynı şekilde davranmaya devam ettiklerini, bu durumun, bazı kuruluşlar ile üniversiteleri, üniversitelerle öğrencileri, öğrencileri birbirleriyle karşı karşıya getirdiğini” söyledi; “Bu gerilimin boyutlarının ilerlemesinden gerçekten çok büyük bir endişe duyuyoruz” dedi.
Anayasa hukukçuları ve idari hukukçular gibi YÖK’ün de ikiye ayrıldığını söyleyen Akaydın, “Ama üniversitelerimiz çok şükür ki, büyük bir çoğunlukla 1 Şubat’ta nasıl yorum yapıyorsa 28 Şubat’ta, yani bugün de aynı şekilde yorum yapıyor” dedi.
Sayısı 30’a varan bazı rektörlerin, kendisini telefonla arayarak yaşadıkları sıkıntıları, hangi gerçeklerle göğüs göğüse olduklarını anlattıklarını dile getiren Akaydın, şöyle devam etti: “Tabii ki bu ortamı yaratan kurumun başı da ne yazık ki üniversitelerimizin başı olup, rektörlerimizin sicil amiri bir kişi olup, bu arkadaşlarımızın yaşadığı gerginliği, ikilemi, diğer bir deyimle anti-balansı daha da fazla artırdı. Üstelik zaman zaman halkımızla karşı karşıya kalmak zorunda kaldık. Hatta bundan dolayı başını örten kızlarımızla daha önceden hiç bir sorun yaşamazken, şimdi sorun yaşar hale geldiler.”
DOĞU’DA ‘TERÖR ÖRGÜTÜ RENGİNDE KİSVE’ BASKISI
Toplantıya katılıma da teşekkür eden Akaydın, bazı rektörlerin yurt dışında olduğunu, bazılarının da ulaşım zorluğu nedeniyle katılamadığını söyledi. Akaydın, “Bir rektör arkadaşım, çok acıklıdır ki, ‘vekilimi gönderiyorum, çünkü bazı siyasetçilerin baskısı altında üniversitemi yarın terk etmeyi düşünemiyorum’ demiştir. Bunları size etik olarak açıklamayacağım. Bazı özellikle doğu üniversitesindeki arkadaşlarım, çok vahim olaylarla, toplumsal, vahim, örgütsel baskılarla karşı karşıya kaldıklarını ifade etmişlerdir” diye konuştu.
Gazeteciler bu sözlerini açmasını isteyince Akaydın, “Daha fazla açmak istemiyorum etik nedenlerle ama bir ilimizde siyasi kimliklerin rektöre baskı yapması nedeniyle o rektörümüz bugün toplantıya katılamamıştır. Bir fire verdik” karşılığını verdi. “Terör örgütün renkleriyle girilmek istenen üniversitelerin hangisi olduğunun” sorulması üzerine Akaydın, bunun Güneydoğu’daki üniversitelerden biri olduğunu belirterek, etik nedenlerle detaylı açıklama yapmak istemediğini ifade etti. Akaydın, “Çünkü bizler Türkiye’nin ortamını germek istemiyoruz. Şu anda Türkiye ortamının gerilmesi son derece gereksiz ve tehlikeli bir durum. Şundan herkesin emin olmasını istiyorum: Elimizden geldiği kadar üniversitelerimizde huzurlu bir eğitim ortamının sürdürülebilmesi için mücadelemize devam edeceğiz, YÖK Başkanımıza rağmen” diye konuştu.
Bir gazetecinin, “Terör örgütünün renklerini barındıran türbanla üniversitelere girdiklerini söylediniz...” sözleri üzerine Akaydın, gazetecinin sözünü keserek, “Türban demedim. Kisve... Kıyafet ve renk. Çünkü bildiğiniz gibi anayasa değişikliğini uygulamaya bu şekliyle sokmak gibi bir düşünceye kapılınırsa, -ki kapınıldı-, bu tür şeylere, kisvelere de engel olmak mümkün değil” dedi.
Aynı gazetecinin, “Fular veya kaşkol ile giremezler mi?” sorusuna Akaydın, “Ben böyle yorumlara hiç girmek istemiyorum. Siz de pekala biliyorsunuz ki rektörler renklerin ve kaşkolların peşinde değil. Ne demek istediğimiz son derece net ve sarih” karşılığını verdi.
“YA İSTİFA YA DA GÖREVDEN ALINSIN”
Akaydın, toplantının ardından oybirliğiyle kabul edildiğini belirttiği bildiriyi açıkladı. Bildiride, YÖK Başkanı Özcan’ın son dönemde rektörlere yönelik olarak sık sık soruşturmadan sivil amirliğinden söz ederek baskı yapmaya çalıştığı savunularak, şu ifadelere yer verildi:
“Başkan olduğundan bu yana başta Yükseköğretim Kurulu olmak üzere tüm yüksek öğretim kurumlarında uyumlu ve verimli bir çalışma ortamı yaratmak yerine, yeni sorunlar yaratması, göreve geldiği günlerde ifade ettiği özgürlük ortamının tam tersine merkeziyetçi ve otoriter bir durumun ortaya çıkmasına sebep olması ve ‘cumhuriyetin temel nitelikleri kişi hak ve özgürlüklerinin sınırlanmasına gerekçe gösterilemez’ gibi sözlerle kişi hak ve özgürlüklerine sanki cumhuriyetin temel nitelikleri engelmiş gibi asla kabul edilemeyecek ifadeler kullanması nedenleriyle Türk üniversitelerini temsil edemez konuma geldiği için istifaya davet ediyoruz. Sayın Yükseköğretim Kurulu Başkanı bu davete uymadığı takdirde Sayın Cumhurbaşkanımızdan üniversitelerimizin içine düşürüldüğü kaosun daha da büyümemesi ve Yükseköğretim Kurulu’nda hukukun üstünlüğünün geçerli kılınması için kendisini görevden almasını arz ederiz.”
Prof. Akaydın daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. YÖK Başkanı’nın “üniversitelerin başı, rektörlerin sicil amiri” sıfatlarıyla bahsederek rektörlere baskı yapmaya çalıştığını belirten Akaydın, bu sırada açıklama yaparak “Rektörler suç işliyor, savcıları göreve çağırıyoruz” diyen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat’a şöyle yanıt verdi: “Eğer öyleyse bunu göğüslemeye hazırız. Biz de zaten savcıları başka bir anlamda göreve çağırdık. Konu savcıların takdiridir. Biz Cumhuriyet’in temel ülküsünü, felsefesini yaşatmaya, son derece kararlı bir sorumluluğu taşıyan, onurla dimdik ayakta duran rektörleriz ve üniversiteleriz. Herkes de şunu biliyor ki Cumhuriyet’in savcıları da, adı üstünde Cumhuriyet’in savcıları. Yani onlarla ortak bir ülkümüz var. Biz Cumhuriyet’in rektörleriyiz. O da Cumhuriyet’in savcılarını davet etmiş. Bu da ne kadar kaotik bir durum olduğunun göstergesi. Onlar da bizim kadar Cumhuriyet’i korumakla yükümlüler.”
YÖK BAŞKANI GÖREVDEN ALINMAZSA...
Bir gazetecinin “YÖK Başkanı’nı istifaya çağırdınız ve istifa etmezse görevden alınmasını istediniz. Eğer bunlar gerçekleşmezse ne yapacaksınız?” sorusunu Akaydın şöyle yanıtladı:
“Yerimizde kaldığımız, görevimize devam etme ortamı bizim elimizden alınmadığı sürece, ne dediğim çok açık, Cumhuriyet’in ilkelerini korumaya ve eğitim öğretim kalitemizi üst düzeyde yürütmeye, araştırma potansiyelimizden taviz vermemeye kararlıyız. Bugün değinmediğimiz çok başka ciddi sorunlarımız da var ama en ciddi sorun olduğu için buna vurgu yaptık. Kadrosal kısıtlamalardan hepiniz haberdarsınız.”
Bazı rektörlerin görev süresinin Temmuz ayında görev süresin biteceği anımsatılarak, “YÖK’te belirlenecek isimler sizce nasıl olacak?” sorusu üzerine Akaydın, “Bu benim tasarrufum değildir. Üniversitelerin kendi iradeleri, YÖK’ün kendi iradesi ve en son olarak da Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesidir. Bu konu hakkında hiçbir yorum yapmak istemeyiz. Ben de seçim yapılacak 23 üniversitenin rektöründen biriyim, seçim geçireceğim. Bu süreç bizi bugünkü duyarlılığımızdan, tutarlılığımızdan ve dik duruşumuzdan hiçbir zaman alıkoyamaz” dedi.
Bir gazetecinin, “Bazı üniversitelerin türbanlı öğrencileri kabul ettiğini” belirterek, “Uygulama birliği için aldığınız ortak bir karar var mı?” sorusuna Akaydın, şu yanıtı verdi:
“Ortak bir karar almadık. Ortak aldığımız bir kararı biraz önce okudum. Bundan başka bir karar yok. Basına yansıdığı kadarıyla da türban serbestisini tanıyan üniversitemiz olmadı. Bazı yerlerde rektörlerimiz gerçekten çok zor durumda kaldılar. Hem hukuku yorumlamakta çok zor durumda kaldılar hem de biraz önce değindiğimiz baskılarla karşı karşı kaldılar. O üniversitelerimizin de büyük çoğunluğunda aynı sistemin uygulanmakta olduğuna bugün ikna olduk hep birlikte. O basında adı geçen üniversite rektörlerimizin bir kısmı aramızda zaten. Aramızda hiçbir görüş ayrılığı olmadığını, oy birliğiyle bu metni imzaladığımızı size duyurduk. Zaten alkışlardan da bunu algılamış olmanız lazım.”
EK 17. MADDE DEĞİŞİRSE NE OLACAK?
“Ek 17. maddede değişiklik gerçekleşirse tavrınız ne olacak?” sorusu üzerine Akaydın, “Onu o zaman değerlendiririz. O konuda bir yorum yapmak istemiyorum. Zaten bu anayasa değişikliğini ortak geçiren iki siyasi partinin bile kendileri bu konuda çatışmaya düşmüş durumdalar. Bana bu konuda yorum yapmak düşmez” diye konuştu.
PROF. CELAL ŞENGÖR YENİDEN ADAY GÖSTERİLDİ
Üniversitelerarası Kurul’un YÖK üyeliği için Celal Şengör’ü aday gösterdiğini, ama YÖK’ün geri çevirdiğini hatırlatan bir gazetecinin “Yeniden bir isim sunacak mısınız?” sorusuna Akaydın’ın yanıtı ise, “Sunduk bile. Yeniden seçim yapmamızı gerektiren bir durum yok. Bu davranış bile bugüne kadar Yükseköğretim Kurulu geleneklerine, teamüllere aykırı bir dayatma ve bir baskıdır. Son derece uygar, seviyeli, gizli oy, açık tasnifle yapılan bir seçimin sonucu Yükseköğretim Kurulu’na bildirilmiştir. Burada hiç kuşkuya gerek yaratacak bir durum yoktur. Yeniden sunduk ve Cumhurbaşkanlığı makamına da sunduk” yanıtını verdi.
ÜAK üyeleri, Akaydın’ın sözlerini ayakta alkışlarla destekledi. “Suç duyurusunda bulunacak mısınız?” sorusu üzerine de Akaydın, “Böyle bir karar çıkmadı, dikkat ederseniz ama metnin içeriğinde mealen var. Yorumunu siz yapın” yanıtını verdi.
Toplantı bittikten sonra ise, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi binasının önünde toplanan bir grup öğrenci, “Rektörler üniversiteden dışarı, paralı eğitim istemiyoruz” şeklinde slogan attılar.