News - Haberler
Eczacılara ceza kesen kaymakama tepki yağdı: "Gücünüz garibana yetiyor"
Eczacılara ceza kesen kaymakama tepki yağdı: "Gücünüz garibana yetiyor" Ereğli Kaymakamı İsmail Çorumluoğlu'nun kimsenin olmadığı bir eczaneye girip çalışanlara 'maske' ve 'sosyal mesafe' cezası kestirdiği görüntülere tepki yağdı. Zonguldak Ereğli Kaymakamı İsmail Çorumluoğlu'nun ilçede koronavirüs denetimi sırasında bir eczanenin çalışanlarına 'sosyal mesafe' ve 'maske' kurallarına uymadıkları gerekçesiyle ceza yazdırdığı görüntüler 3 ay sonra sosyal medyada gündem oldu.Eczane çalışanlarının “Burada hasta yok", "Dezenfekte çalışıyoruz" şeklindeki açıklamalarını dinlemeyip tutanak tutturan ve dükkândan ayrılırken “Siz itirazınızı yaparsınız” ifadelerini kullanan Çorumluoğlu'nun görüntüleri sosyal medyada birçok kez paylaşıldı.Görüntülere sosyal medya üzerinden tepki yağdıran kullanıcılar, AKP'nin Şubat ayında yaptığı il kongrelerini hatırlattı. Öte yandan Kaymakam İsmail Çorumluoğlu’nun Manisa’dan AKP'nin 27. dönem milletvekili aday adayı olduğu ortaya çıktı. CHP'Lİ VEKİLLERDEN SERT TEPKİKaymakam Çorumluoğlu'nun görüntüleri, CHP'li parti yöneticileri ve vekillerin de gündemi oldu. Tuncay Özkan'dan Ali Mahir Başarır'a, Engin Özkoç'tan Mahmut Tanal'a birçok CHP'li isim, AKP'nin salonları tıklım tıklım doldurduğu kongrelerine karşı sessiz kalınırken eczacılara fatura kesilmesine "Gücünüz garibana yetiyor" diyerek tepki gösterdi./Archive/2021/3/5/131655893-ozkan-.jpg/Archive/2021/3/5/131823611-basarir.jpg/Archive/2021/3/5/131854642-eozkoc.jpg/Archive/2021/3/5/131937532-tanalm.jpg cumhuriyet.com.trPsikolog, hukukçu ve kolluk kuvvetleri yönlendirilecek
Psikolog, hukukçu ve kolluk kuvvetleri yönlendirilecek Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü, mağdur olan kadınların daha hızlı yardım alabilmesi için “Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı” adında akıllı telefon uygulaması başlattıklarını duyurdu. Türkiye’de kadına karşı şiddetle mücadeleye yönelik olarak çalışan “Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı’ yeni bir uygulama başlattı. Federasyon Başkanı Güllü, mağdur olan kadınların Apple Store ve Google Play uygulamalarını akıllı telefonlara indirerek daha hızlı yardım talebinde bulunabileceğini duyurdu.Kadınlar bu uygulama içerisinden acil durumlarda telefon numarası bulma, tuşlama gibi işlemlerle vakit kaybetmeden 0212 656 96 96-0549 656 96 96 numaralı "Acil Yardım Hattı" numarasına ulaşılabilecek.Bu numara üzerinden yardım talebinde bulunan kadınlara psikolog, hukukçu ve kolluk kuvvetleri yönlendirilebilecek. Kadınların şiddet gördükleri ortama geri dönmemeleri ve daha fazla zarar görmelerinin engellenmesine yönelik konu takibi de yapılacak. Aynı zamanda TKDF'nin verilerine göre aile içi şiddet hattına 2007’den bu güne kadar toplam 76,227 çağrı geldiği, bunun yüzde 47.14’si fiziksel şiddet, yüzde 33.31’i psikolojik şiddet, yüzde 11.07’si sosyal şiddet, yüzde 4.38’i ekonomik şiddet ve yüzde 4.11’i cinsel şiddet olduğunu belirtildi. cumhuriyet.com.trHibrit otomobil satışlarıotogazlıotomobil satışlarınıgeçti
Hibrit otomobil satışları otogazlı otomobil satışlarını geçti Türkiye otomobil pazarında yılın ocak-şubat dönemi satışlarında hibrit otomobiller, 6 bin 979 adet ve yüzde 8,7 payla, bu dönemde satışlardan 3 bin 658 adetle yüzde 7,9 pay alan otogazlı otomobilleri geri de bıraktı. /Archive/2021/3/5/125745560-7.jpgOtomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) verilerinden derlenen bilgilere göre, Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2021 Ocak-Şubat döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 37,4 büyüyerek 102 bin 232 adet olarak belirlendi.Yalnızca otomobil satışları, 2021 yılı iki aylık döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 34,1 artarak 80 bin 107 adet olurken, hafif ticari araç pazarı da yüzde 51 büyüyerek 22 bin 125 adede ulaştı. DİZEL OTOMOBİL SATIŞLARI AZALDI2021 şubat sonu itibarıyla otomobil pazarı motor tipine göre, benzinli otomobil satışları, 47 bin 386 adetle yüzde 68,1 pay aldı.Dizel otomobil satışları 21 bin 946 adetle yüzde 27,4 paya sahip olurken, otogazlı otomobil satışlarının payı da 3 bin 658 adetle yüzde 7,9 olarak belirlendi.Benzinli otomobil satışları şubat sonunda geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 68,1 ve otogazlı otomobil satışları yüzde 7,9 artarken, dizel otomobil satışları yüzde 15,5 geriledi. Geçen yılın şubat ayı sonu itibarıyla 28 bin 184 adet benzinli, 25 bin 960 adet dizel ve 3 bin 390 adet de otogazlı otomobil satışı gerçekleştirilmişti.ARTIŞ TRENDİNE RAĞMEN TÜRKİYE'DE DE PAZAR PAYI HENÜZ DÜŞÜK Türkiye'de şubat ayı sonunda 138 elektrikli ve 6 bin 979 adet hibrit otomobil satışı yapıldı.Elektrikli otomobillerin toplam satışlardaki payı ise yüzde 0,1'den yüzde 0,2'ye ve hibrit otomobillerin payı da yüzde 3,6'dan yüzde 8,7'ye yükseldi. Geçen yılın şubat ayı sonunda 2 bin 129 hibrit ve 80 de elektrikli otomobil satışı gerçekleşmişti.Artış trendine rağmen elektrikli ve hibrit otomobil satışlarının pazar payı henüz düşük seviyelerde bulunuyor. ŞUBAT AYINDA 55 ELEKTRİKLİ OTOMOBİL SATILDIBu yılın şubat ayı satışları ele alındığında 55 adet elektrikli , 3 bin 687 adet de hibrit otomobil alıcı buldu.Şubat satışlarında elektrikli otomobillerin payı yüzde 0,2'den yüzde 0,1'e gerilerken, hibrit otomobillerin payı yüzde 3,5'ten yüzde 8,2'ye çıktı. Ayrıca bu yılın şubat ayında elektrikli otomobil satışlarının geçen yılın şubat ayına kıyasla yüzde 16,7 azaldı, hibrit satışları ise bu dönemde yüzde 176,8 arttı. Otomobil pazarı emisyon seviyelerine göre değerlendirildiğinde; 100-120 gr/km arasındaki otomobiller 31 bin 166 adetle yüzde 38,9 pay ve 120-140 gr/km arasındaki otomobiller de 25 bin 720 adetle yüzde 32,1 pay aldı.Şubat ayı verileri, elektrikli ve hibrit otomobillerin satışında artış trendinin sürmesine karşın dünyada da henüz yeni yaygınlaşan elektrikli ve hibrit otomobillerin, Türkiye otomobil pazarından aldığı payın henüz düşük seviyelerde olduğuna ve yakın zamanda elektrikli otomobillerdeki ÖTV artışının satışları olumsuz etkilediğine işaret etti. TÜRKİYE'DE 10 SÜRÜCÜDEN 6’SI ELEKTRİKLİ ARAÇ ALMAK İSTİYORÖte yandan, dünyanın en büyük filo kiralama şirketlerinden LeasePlan'ın Kasım 2020'de, yani son ÖTV düzenlemesi öncesinde 22 ülkede gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçlarına göre, Türkiye’deki sürücülerin elektrikli araçlara karşı olumlu tutumu dikkati çekti. Buna göre, araştırmaya katılan her üç sürücünden ikisinin elektrikli araçlara karşı çok olumlu bir tutuma sahip olduğu ortaya çıkarken, bu tutumunun son yıllarda zirve yaptığı görüldü.Türkiye’nin elektrikli araçlara olan tutumu son 3 yılda yüzde 69 daha olumlu oldu. Türkiye’yi yüzde 62 ile Portekiz izledi. Romanya, Yunanistan ve İtalya da elektrikli araçlara karşı son 3 yılda daha olumlu tutum sergileyen ülkeler arasında yer aldı. Araştırma genelinde sürücülerin dörtte birinden fazlası bir sonraki araçlarının kesinlikle elektrikli olacağını belirtirken, elektrikli araç alma niyetine bakıldığında Türkiye araştırmada birinci sırada ipi göğüsledi.Buna göre, Türkiye’deki sürücülerin yüzde 61’i, başka bir ifadeyle, her 10 sürüden 6'sı elektrikli araç almak istediğini belirtti. Türkiye’yi yüzde 51’le İtalya, yüzde 49’la Portekiz takip etti. 2021 ocak-şubat dönemi, motor tipine göre otomobil satış adetleri, payları ve değişim oranları şöyle: AAHDP Kocaeli Milletvekili Gergerlioğlu AYM'ye başvurdu
HDP Kocaeli Milletvekili Gergerlioğlu AYM'ye başvurdu Yargıtay’ın 2,5 yıl hapis cezasını onadığı HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, "ifade özgürlüğünün ihlal edildiği" gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulundu. Gergerlioğlu başvurusunu bir örneğini de TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a gönderdi. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2016 yılında sosyal medyadan yaptığı paylaşım nedeniyle "örgüt propagandası yapmak" suçundan 2,5 yıl hapis cezasını onadığı HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, AYM’ye bireysel başvuruda bulundu. Gergerlioğlu avukat Kerem Altıparmak aracılığıyla yaptığı başvuru dilekçesinde ifade özgürlüğünün ve siyasi faaliyette bulunma hakının ihlal edildiğine dikkat çekerek, paylaşımında "Kürt sorunun barışçıl yollardan çözümü" önerdiğini kaydetti.Bir örneğinin TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a gönderildiği başvuruda, Gergerlioğlu’nun yasama dokunulmazlığını kazanmasına rağmen yargılamaya devam edilmesinin Anayasa’nın 83. Maddesi’ne aykırı olduğunu belirtildi. Başvuruda, “Somut olayda da başvurucu dokunulmazlıktan yararlandırılmamış ve hakkındaki dava devam etmiş ve bunun sonucu olarak da ifade özgürlüğüne müdahale edilmiştir” denildi.Başvuruda, Gergerlioğlu’nun paylaşımının Anayasa’nın 83. Maddesindeki dokunulmazlık dışında kalan 14. Maddedeki istisna hallerden olmadığı kaydedildi. ‘BARIŞ ÇAĞRISI’ SUÇ DEĞİLDİR’Başvuruda Gergerlioğlu’nun paylaşımının ‘şiddet’ çağrısı olarak yorumlanamayacağının da altı çizilerek, bu paylaşımın suç olmadığı şöyle anlatıldı: “Açık bir şekilde AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi), AYM ve Yargıtay’ın yerleşik kararlarının yok sayılarak bir haber paylaşımı ile birlikte yapmış olduğu ‘barış çağrısının’, ‘terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerinin propagandası’ olarak nitelendirilerek ceza verilmesinin meşru bir amaç taşıdığı iddia edilemez. Hiçbir hukukçunun böyle bir yorum yapması mümkün değildir.”NE OLMUŞTU?Gergerlioğlu, 2016'da yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 21 Şubat 2018'de "örgüt propagandası yapmak" suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Gergerlioğlu'na verilen ceza Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından onanmıştı. Yargıtay kararının ardından açıklama yapan Gergerlioğlu hükmün siyasi olduğunu ifade etmişti. ANKA2021 BM GıdaİsrafıRaporu: Türkiye'de her yıl 7,7 milyon ton yiyecekçöpe atılıyor
2021 BM Gıda İsrafı Raporu: Türkiye'de her yıl 7,7 milyon ton yiyecek çöpe atılıyor Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından yapılan bir araştırma Türkiye'de her yıl 7,7 milyon tondan fazla gıdanın israf edildiğine işaret ediyor. 2021 BM Gıda İsrafı Endeksi Raporu'na göre Türkiye'de her yıl kişi başına 93 kilogram yiyecek çöpe gidiyor. Getty ImagesBirleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından yapılan bir araştırma Türkiye'de her yıl 7,7 milyon tondan fazla gıdanın israf edildiğine işaret ediyor.2021 BM Gıda İsrafı Endeksi Raporu'na göre Türkiye'de her yıl kişi başına 93 kilogram yiyecek çöpe atılıyor.Türkiye dünya genelinde en fazla gıdanın israf edildiği ülkeler arasında yer alıyor.Rapora göre dünya genelinde her yıl toplam 931 milyon ton gıda israf ediliyor.Bu, küresel çapta perakende satış noktaları, evler ve restoranlarda tüketime hazır gıdanın yüzde 17'sinin doğrudan çöpe gitmesi anlamına geliyor.Raporda israfın yüzde 61'inin evlerde yapıldığı belirtiliyor.'23 milyon kamyon dolusu gıda israf ediliyor'Birleşmiş Milletler'in sürdürülebilirlik çalışmaları yapan Wrap adlı sivil toplum kuruluşuyla gerçekleştirdiği araştırmaya göre dünya genelinde israf edilen gıdanın toplamı 40 tonluk 23 milyon kamyon dolusu yiyeceğe karşılık geliyor.Uzmanlar, "Bu kadar kamyonun uzunluğu dünyanın çevresinin yedi katı" diyor.Daha önce gıda israfının daha çok zengin ülkelere özgü bir sorun olduğu düşünülüyordu.Fakat araştırma, gelir gruplarından bağımsız olarak her ülkede önemli miktarda gıdanın israf edildiğine işaret ediyor.FAO'nun tahmininin iki katından fazlaRaporda gıda israfının Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) daha önceki tahmininin iki katından fazla olduğu belirtiliyor.Araştırmada Türkiye dahil pek çok ülkeye ait veriler tahmine dayanıyor. Bu durum, az sayıda ülkenin bu alanda verileri olmasından kaynaklanıyor.Örneğin verilerin yetersiz olması nedeniyle bu israfın ne kadarının istemli ne kadarının istemsiz yapıldığı bilinmiyor.Gıdaların yenilebilir ve yenilemeyen (kemik ve kabuk gibi) kısımlarıyla ilgili veriler sadece yüksek gelir grubundaki ülkelerde mevcut.Getty Images2019'da 690 milyon insan açlıktan etkilendiBM Çevre Programı'ndan Martina Otto, BBC'ye düşük gelir grubundaki ülkelerin daha az yenilebilir gıda israf ettiğini tahmin ettiklerini söylüyor.Otto, "Ancak sonuçta dünya bu gıdaların üretimi için kullanılan kaynakların tümünü çöpe atıyor" dedi.Programın Başkanı Inger Andersen, bu yıl sonlarında yapılacak iklim ve biyoçeşitlilik zirvelerinden önce tüm ülkeleri israfla mücadele konusunda çaba harcamaya çağırdı.Andersen, "İklim değişikliği, doğa ve biyoçeşitlilik kaybı, kirlilik ve israfla mücadelede ciddi olduğumuzu göstermek için dünya genelinde tüm işletmeler, hükümetler ve vatandaşların gıda israfı konusunda üzerine düşeni yapması gerekiyor.BM'nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri gıda israfının 2030'a kadar yarı yarıya azaltılmasını öngörüyor.Wrap'ten Richard Swannell "Küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 8-10'u, israf edilen gıdalardan kaynaklanıyor. Yani gıda israfını bir ülke gibi düşünürsek, gıda israfı atmosfere en fazla sera gazı salan üçüncü ülke olacaktı" dedi.2019'da açlıktan 690 milyon kişinin etkilendiği tahmin ediliyordu.Covid-19 pandemisiyle bu sayının daha da artması bekleniyor. BBC TürkçeGelecek Partisi Genel Başkan YardımcısıSelçukÖzdağ'danÇin'e: Açın kapılarınızı, yalansaözür dileyelim
Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ'dan Çin'e: Açın kapılarınızı, yalansa özür dileyelim Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, Doğu Türkistan iddialarıyla ilgili Çin'e seslenerek "Açın kapılarınızı hür dünyaya. Eğer bunlar yalansa biz sizden özür dileyelim" dedi. Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, partisinin düzenlediği, “Doğu Türkistan’da Kadın Olmak” adlı panelde Çin’e seslendi.Bölgenin incelenmesi için Çin’e “Kapılarınızı açın” diyen Genel Başkan Yardımcısı Özdağ, “Doğu Türkistan’da bir insanlık ayıbı yanşıyor. Biz Çin’den ne istiyoruz? Çin, siz Dünya devleti misiniz? Siz süper devlet olduğunuzu mu iddia ediyorsunuz? Gelin anayasanıza uygun hareket edin. Burada, etnisiteler arasında, diller arasında ayrım yapmayın" dedi."ÖZÜR DİLEYELİM"Özdağ, konuşmasına şöyle devam etti:"Bir Çinli, Çin’de hangi haklara sahipse, orada yaşayan Uygurlar, Kazaklar, Kırgızlar veya diğer etnisiteler de aynı haklara sahip olsun istiyoruz. Lütfen kapılarınızı açın. Sizinle ilgili çok ayıplı iddialar var. Çok ayıplı istiaplar var. İnsan ayıplarıyla dopdolu spekülasyonlar var. Açın kapılarınızı hür dünyaya. Bütün basın mensuplarına açın. Bütün siyasi partilere açın. Bütün medyaya açın, bütün aktivistlere açın ve Doğu Türkistan’da akrabaları olan, Dünya’nın her yerindeki Doğu Türkistanlılara açın. Eğer bunlar yalansa biz sizden özür dileyelim. Diyelim ki, ‘Evet bunlar yalanmış, burada insan hakları varmış, burada inanç hürriyeti, fikir hürriyeti, teşebbüs hürriyeti varmış diyelim. Ama açmıyorsunuz kapılarını ve bu ayıpla yaşamaya devam edeceksiniz.” cumhuriyet.com.trAvukat Mert Yaşar'ın tutukluğuna itiraz reddedildi:‘Bu mesele Mert Yaşar’ıaşmıştır’
Avukat Mert Yaşar'ın tutukluğuna itiraz reddedildi: ‘Bu mesele Mert Yaşar’ı aşmıştır’ Twitter’da AKP Grup Başkan Vekili Özlem Zengin’in yaptığı bir açıklamaya dair haberi alıntılayarak yaptığı paylaşımın ardından hakkında tutuklanan avukat Mert Yaşar’ın avukatı Tuğçe Duygu Köksal, tutukluluğa yaptıkları itirazın dün İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği reddedildiğini söyledi. Köksal, “Müvekkilimin tutuklanma amacının hükümet politikalarını eleştiren tüm toplumu susturmak olduğunu düşünüyorum. Susturma amaçlıdır” dedi. Twitter’da AKP Grup Başkan Vekili Özlem Zengin’in yaptığı bir açıklamaya dair haberi alıntılayarak yaptığı paylaşımın ardından hakkında soruşturma başlatılan avukat Mert Yaşar, sulh ceza hakimliği tarafından “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçundan tutaklandı. Yaşar’ın avukatı Tuğçe Duygu Köksal tutukluluğa yaptıkları itirazın dün İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği reddedildiğini açıklayarak, “Müvekkilimin tutuklanma amacının hükümet politikalarını eleştiren tüm toplumu susturmak olduğunu düşünüyorum. Her türlü eleştirinin TCK 299 Cumhurbaşkanına hakaret içerisene sokulabileceğini görmüş olduk. Burada hiçbir şekilde kanuni unsurları oluşmadan hükümete yönelik bir eleştirinin ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ gibi değerlendirilmesi ve en son çare olarak tutuklanma yasağı olan bir konu da ifadeye vermeye kendisi gelmiş bir avukatın bile tutuklanması aslında kamuoyuna bir gözdağıdır. Susturma amaçlıdır” dedi. ‘KANUNLA AÇIKLAYABİLMEK MÜMKÜN DEĞİL’Yargı Reformu Strateji Planı ve İnsan Hakları Eylem Planı’nın açıklanması ile tutuklamaya itiraz incelemesinin aynı güne denk geldiğini belirten Köksal, “Ancak ne yazık ki bu karar eylem planının uygulanma iradesinin Sulh Ceza Hakimliklerine henüz yansımadığının göstergesidir” dedi. Köksal konuşmasını şöyle devam etttirdi: “Özellikle AİHM içtihatları ve Avrupa Konseyi metinleri ile eleştirilen ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçu isnadıyla ve bu isnat suç oluşmadığı hâlde dolaylı şekilde yapılarak bir avukatın tutuklanması hukukla ve kanunla açıklanabilecek bir şey değildir. İtirazımız kapalı devre şeklinde işleyen Sulh Ceza Hakimliği sistemi içinde reddedildi. Savcılığın resen serbest bırakma yetkisi bulunmakta. Dosya Şu anda Adalet Bakanlığı’nda. Bu suçun unsurlarının oluşmadığını tartışarak Adalet Bakanlığı kovuşturma izni vermeyebilir. Ancak ne yazık ki bu dosyada olan ceza muhakemesine ilişkin hukuka aykırılıkları hukuk ve kanunla açıklayabilmek mümkün olmadığından, tutuklama açısından beklentimizi bireysel başvuru yoluna çevirmiş durumdayız. AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğü ve tutuklamaya ilişkin içtihatları açıktır.”‘İKTİDARI ELEŞTİRDİM'Yaşar, tutuklanmadan önce yaptığı savunmasında, Twitter mesajında Cumhurbaşkanı’nı hedef almadığı ve hakaret anlamına gelebilecek bir ifade kullanmadığını belirtmişti. Mesajının dilbilgisi açısından sorunlu olduğunu belirten Yaşar, “Amacının çok dışında anlaşılmıştır. Bu tweetle öncelikle kadın haklarını hedef alan, cinsiyetçi siyaset yürüten, insanların yatak odasına karışan, kimin kiminle cinsel ilişki kuracağına, ne zaman evlenmesi gerektiğine, kaç çocuk yapması gerektiğine karar vermeye çalışan, İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılmayı hedef güden, çocuk istismarcılarını mağdurlarla evlendirip, hapisten kurtarmayı düşünen iktidar eleştirilmiştir” ifadelerini kullanmıştı. Zehra Özdilekİsmail Koncuk veÜmitÖzdağ'dan yeni parti açıklaması
İsmail Koncuk ve Ümit Özdağ'dan yeni parti açıklaması Bağımsız Milletvekili İsmail Koncuk, İYİ Parti'den istifa eden Ümit Özdağ ile yeni bir parti kurma hazırlığı içinde olduklarını bildirdi. "İktidarı demokratik yolla bir türlü alt edemeyen 'sarı muhalefet' var" ifadesini kullanan Koncuk, "Asla 'sarı muhalefet' olmayacağız” dedi. Bağımsız Adana Milletvekili İsmail Koncuk, İYİ Parti'den istifa eden İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ ile parti kurma hazırlıkları yaptıklarını, bu çerçevede kurucular kurulunu oluşturma ve tüzük hazırlığı çalışmalarına başladıklarını açıkladı.Parti kurma çalışmalarında Ümit Özdağ ile hareket ettiklerini ve bu çalışmaların yaklaşık bir ay önce başladığını belirten Koncuk, şöyle konuştu:"Parti programını hazırlıyoruz, tüzük çalışmalarımız başladı. Kurucular kurulunu oluşturuyoruz. Türkiye'nin her yerinden arıyorlar. Görev talep eden arkadaşlarımız var. İl ve ilçelerde bu tespitleri yapıyor ve bir envanter oluşturuyoruz. Teklif götürdüklerimiz var. Bu şekilde teşkilat şemasını da önümüzdeki süreçte çıkaracağız."Ülkenin bütün problemlerine parmak basan bir parti programı oluşturacaklarını iddia eden Koncuk, "Merkez kavramına inanmıyoruz. Atatürk'ün Türk milliyetçiliği anlayışında bir çizgiyi savunuyoruz. Parti bunun üzerine inşa edilecek" dedi.İsmail Koncuk, “ülkenin milli ve manevi değerlerine saygılı bir siyasi hareket” oluşturacaklarını söyledi.'İKTİDARI ALT EDEMEYEN BİR MUHALEFET VAR'Muhalefet partilerine yönelik "sarı muhalefet" eleştirisinde de bulunan Koncuk, şunları kaydetti:"Türkiye'de, 19 yıldır bu ülkeyi yönetme becerisini gösteremeyen siyasal iktidarı demokratik yolla bir türlü alt edemeyen 'sarı muhalefet' var. 'Parti içi demokrasi' demişler, sağlayamamışlar. Sürekli parti içi çekişmelerle uğraşmışlar. Biz, vatandaşlarımızın ekonomik, sosyal, kültürel alanda beklentilerine cevap verebilecek bir yapı oluşturacağız. Güçlü bir çıkış yapacağız. Problemlere çözüm önerileriyle çıkacağız, milletimizin huzuruna. Ama asla 'sarı muhalefet' olmayacağız."Koncuk, parti kurma çalışmalarını, üç ay içerisinde tamamlamayı öngördüklerini sözlerine ekledi. AAWOW Dünya Kadınlar Festivaliİstanbul başladı: 'Şehirde Kadın Olmak' konuşuluyor
WOW Dünya Kadınlar Festivali İstanbul başladı: 'Şehirde Kadın Olmak' konuşuluyor WOW - Dünya Kadınlar Festivali İstanbul bugün başladı. 7 Mart'a kadar dijital olarak düzenlenecek festival, British Council ve Sabancı Vakfı YouTube hesaplarından ücretsiz izlenebiliyor. /Archive/2021/3/5/125115689-wow-dunya-kadinlar-festivali-istanbul.jpgWOW-Women of the World Vakfı, Jude Kelly tarafından 2018’de, global WOW Dünya Kadınlar Festivali hareketini hayata geçirmek amacıyla kuruldu.Festival ilk kez Birleşik Krallık’ta 2010'da kadın ve kız çocuklarını kutlamak, potansiyellerini kısıtlayan engelleri anlamak için ve karşılaştıkları sorunlara dair farkındalığı artırmak ve bu sorunlara kolektif çözümler geliştirmek amacıyla düzenlendi.ÜCRETSİZ İZLENEBİLİYORİstanbul da, bu yıl 5-6-7 Mart’ta gerçekleşecek festivalle birlikte bu hareketin içinde yer alıyor. British Council ve Sabancı Vakfı iş birliğiyle düzenlenen ve 100'den fazla kişi ve kurumun katıldığı festival, YouTube hesaplarından ücretsiz izlenebiliyor.'ŞEHİRDE KADIN OLMAK'Toplumsal cinsiyeti odağına alarak kapsayıcı bir alan yaratmayı hedefleyen WOW-Dünya Kadınlar Festivali İstanbul, on beş milyondan fazla kişinin yaşadığı İstanbul’da "Şehirde Kadın Olmak" temasını ele alıyor.Festival, WOW Vakfı Başkanı ve kurucusu Jude Kelly, British Council Türkiye Direktörü Cherry Gough, British Council Mütevelli Heyeti Başkanı Stevie Spring ve Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’nın açılış konuşmaları ile başladı.'BU FESTİVALDE SADECE KADINLARIN SESİNİ DUYACAĞIZ'Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı eşitsizliklerin daha da derinleştiği pandemi sürecinden en çok kadınlar ve kız çocuklarının etkilendiğinin altını çizdi. Festivalin açılışında konuşan Güler Sabancı şu ifadelere yer verdi:"Pandemi sürecinde de maalesef, özellikle kadın hakları alanında uzun yıllardır elde edilen kazanımları kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’nin raporuna göre; pandemi nedeniyle dünya genelinde 47 milyon kadın ve kız çocuğu aşırı yoksulluğa sürükleniyor. Erken yaşta evlilikler ve kız çocuklarının okulu bırakma oranlarında artış bekleniyor. Ayrıca, kadına yönelik şiddet vakalarının en az yüzde 20 oranında arttığı görülüyor.Böylesi bir zamanda güç birliği yapmaya ve dayanışmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Bu anlamda sivil toplumla sanat dünyası arasında köprü kuran Dünya Kadınlar Festivali’ni çok önemli buluyoruz. Bu festivalde sadece kadınların sesini duyacağız."/Archive/2021/3/5/125233500-wow-.jpgFESTİVALDE BUGÜNWOW-Dünya Kadınlar Festivali’nin ilk gün sunuculuğunu gazeteci Duygu Demirdağ üstleniyor.Festivalde bugün; Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü’nün Osmanlı’dan günümüze kadın hareketini ele alacağı konuşmasının ardından, İBB Sosyal Politikalar Koordinatörü Zelal Yalçın Küçük, Engelli Kadın Derneği üyesi avukat Arzu Şenyurt Akdağ, Kadın Koalisyonu gönüllüsü Sinem Mısırlıoğlu gibi Türkiye’nin önde gelen aktivistlerinin yanı sıra Birleşik Krallık’tan Kadınların Eşitliği Partisi (WEP) Başkanı ve Londra Belediye Başkan Adayı Mandu Reid kadınların toplumsal hayata katılımında önlerine çıkan engellerin yanı sıra pandemi döneminde kısıtlanan haklara kadar pek çok farklı konuyu “Şehir Hayatına Katılım” panelinde ele alacak.Festivalin “Büyük Fikirler” bölümünde ise, Gamze Elibol, Gülseren Onanç, Elif Eda Güneş, Simay Dinç ve Arzu Çelebi cesaret veren hikayelerini, kadın hakları mücadelesine kendi kulvarlarından katkılarını paylaşacaklar.Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan moderatörlüğündeki “Sabancı Vakfı Fark Yaratanlar” söyleşisinde ise, Sabancı Vakfı Fark Yaratanları İlayda Eskitaşçıoğlu, Özlem Ceylan ve Nurdeniz Tunçer tabuları yıkmaya, dayanışma platformlar oluşturmaya ve bağımsız yaşama dair yürüttükleri çarpıcı çalışmalarını anlatacaklar.Birlikte Yemek bölümünde Refika Birgül kendi hikayesini paylaşacak, ardından Pelin Turgut hikaye anlatıcılığına dair ufuk açıcı paylaşımlar yapacak. Bu bölüm sürpriz bir tarifle son bulacak.Birleşik Krallık ve Türkiye’nin yükselen müzisyenlerinin ve performans sanatçılarının performansları da izleyici ile buluşacak. WOW Performans bölümü, Birleşik Krallık’tan MAYK Tiyatrosu iş birliği ile davet edilen, deneyselliği ve önceden belirlenmiş olanla kendiliğinden olanın etkileşimini kucaklayan dansçı Laila Diallo ile performans, koreografi ve canlı sanat alanlarında çalışan Jo Bannon’un sahne almasıyla başlayacak.WOW Sesler bölümünün ilkinde ise Birleşik Krallık’tan Selector Radyo katkılarıyla Neo-soul ve folk müziği karışımı tarzıyla şarkıcı ve söz yazarı Maya Law, dinleyeni her an değişik bir ses manzarasına sokan çok disiplinli sanatçı Heka ve armonik vokalleriyle incelikli şarkı yazımına hayat veren Bryony Jarman-Pinto yer alacak.Festivalin ilk günü Serious Müzik’in programlamasıyla WOW Konser’de yer alacak olan yetenekli kemane sanatçısı Melisa Yıldırım ile yarı Bahreynli yarı İngiliz trompet sanatçısı Yazz Ahmed’in performanslarıyla son bulacak. WOW Dünya Kadınlar Festivali İstanbul, British Council Türkiye ve Sabancı Vakfı resmi YouTube hesaplarından ücretsiz izlenebilir.Festivalin detaylı programı için wowistanbul.org web sitesi ziyaret edilebilir cumhuriyet.com.trEşinin sevgilisiniöldüren kadına tahrik ve iyi hal indirimi ile 15 yıl hapis
Eşinin sevgilisini öldüren kadına tahrik ve iyi hal indirimi ile 15 yıl hapis İstanbul'dan gelip Konya'nın Seydişehir ilçesinde boşanma aşamasında olduğu ve ayrı yaşadığı eşi Tufan Karabulak'la birlikteliği olan Aynur Süngülü'yü (37) tabancayla vurarak öldüren Özlem Karabulak'a (44), 'tasarlayarak kasten öldürme' suçundan önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Karabulak'ın cezası suçu haksız tahrik içinde işlediği gerekçesi ve mahkemedeki iyi hali göz önünde bulundurularak 15 yıla indirildi. İstanbul'dan gelip Konya'nın Seydişehir ilçesinde boşanma aşamasında olduğu ve ayrı yaşadığı eşi Tufan Karabulak'la birlikteliği olan Aynur Süngülü'yü (37) tabancayla vurarak öldüren Özlem Karabulak'ın 'kasten öldürme ve yaralama' suçunda yargılandığı davada karar çıktı.Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada son savunmasında Karabulak,'Eşime çocuklarımız için hayatımızın netleşmesini söylemiştim. Bana yapılan ardı arkası kesilmeyen, tehditler vardı. Çocuğumun düğününe gelmeme de engel oldular. Eşim benim ne kadar anlayışlı olduğumu, özellikle çocuklarımı düşündüğümü çok iyi bilirdi. Eşimi dükkanda bulamadığım için kendisini sıklıkla aramıştım. Ulaşamadığım için eve gittim. Maktulle tesadüfen karşılaştık. Hatta benim gelinimle de, etki ekmek yemek için sözleşmiştim. Aklımda kesinlikle maktulü öldürme düşüncem yoktu. Ben buraya 5 yaşındaki çocuğumla birlikte geldim. Dünürlerimle vakit geçirdim. Ev bakmaya gittik. Asla bu şekilde sonuçlanmasını istemedim. Maktul ve eşim beni daha önce zaten çok yıprattılar. Bunun üzerine eşime boşanma davası dahi açtım. Tufan'a çocuklarının boynu bükük kaldığını, onlara sahip çıkmamız gerektiğini söyledim. Olayların bu şekilde sonuçlanması ben çok yıprattı. Olayın şokunu hala üzerimden atamadım. Çok büyük pişmanlık duyuyorum'' dedi. ÖNCE AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS, SONRA 15 YIL Savcılığın mütalaasının ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Karabulak'a önce 'tasarlayarak kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, suçun haksız tahrik altında gerçekleştiğini belirtip 18 yıl hapis verdi. Mahkeme, duruşmalardaki iyi halini de göz önünde bulunduran Karabulak'ın cezasını 15 yıla düşürdü. Heyet, olay sırasında yaralanan Emine Kumru'ya yönelik 'yaralama' suçundan ise 112 gün karşılığı 2 bin 240 lira adli para cezası uygulayıp, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. DHAHande Doğandemir: Bildiğim yol pes etmemek!
Hande Doğandemir: Bildiğim yol pes etmemek! Hande Doğandemir, "Filiz’in kardeşi İnci’nin cinayeti günümüzde hâlâ sonuçlanmamış ve bildiğim kadarıyla katilleri serbest bırakılmış, bu gerçeği bilmek çok canımı yakıyor. Yıllarca öldürülen kardeşi için adalet arayan ve avukat olmaya karar veren bir ablayı canlandırıyorum. Bazen bazı rollere hazırlanmanız gerekmez, ben Filiz’in acısını bu ülkede yaşayan bir kadın olarak her hücremde hissediyorum" diyor. Hande Doğandemir’in, başrollerini Burçin Terzioğlu (Esma) ile paylaştığı Exxen’de yayımlanan dizisi Hükümsüz’de kadına yönelik şiddet, yaşanmış hikâyelerden yola çıkılarak anlatılıyor. İzmir’de geçen dizide iki kadın avukat var. Doğandemir, genç ve inatçı avukat adayı Filiz’e hayat veriyor. “Esma ve Filiz, bambaşka dünyaları temsil ediyorlar ama ortak bir paydada buluştular: Kayıpları, acıları ve kadın cinayetleri ve bu yoldaki kararlılıkları. Hükümsüz benim için her anlamda eşşiz bir proje” diyen Doğandemir’e sorduk. Senaryoyu ilk okuduğunuzda neler düşünmüştünüz? Şimdi izlerken neler düşünüyorsunuz?Hem kadın başrollü hem kadın hikâyesi odaklı hem de müthiş cesaretli olması içinde olmaktan gurur duymamın başlıca sebepleri. Biz kadın cinayetlerini ve kadına şiddeti normalleştirmeden, ajıtasyona yer vermeden tam da olduğu gibi -bu sebeple yer yer çok sert gelebilecek şekilde- anlatma cesaretinde bulunduk. Filiz’in acısı yüreğimde Dizinin sosyal yönü ile draması arasında nasıl bir denge var? Aslında çok bıçak sırtı bir proje, gerçek kadın cinayetlerinden yola çıkarak hazırlanıyor yani kurgulanmamış yaşanmış hikâyeler. Belki kaybettiğimiz o kadınların katilleri oturdukları yerden izliyorlar. Herkesin bu gerçekle yüzleşmesini sağlayacak bir proje, o yüzden çok kıymetli buluyorum ve çok insana ulaşmasını istiyorum çünkü bunların hepsi yaşandı, yaşanıyor yaşanmaması için duyurmalıyız. Her zaman her proje bir misyon edinmez kendine ama Hükümsüz kendiliğinden o sorumluluğu üstleniyor ne mutlu ben de buna aracı olabiliyorum.Rolünüzü çalışırken neler hissettiniz? Filiz’in kardeşi İnci’nin cinayeti günümüzde hâlâ sonuçlanmamış ve bildiğim kadarıyla katilleri serbest bırakılmış, bu gerçeği bilmek çok canımı yakıyor. Yıllarca öldürülen kardeşi için adalet arayan ve avukat olmaya karar veren bir ablayı canlandırıyorum. Bazen bazı rollere hazırlanmanız gerekmez, ben Filiz’in acısını bu ülkede yaşayan bir kadın olarak her hücremde hissediyorum. /Archive/2021/3/5/120801105-image00008.jpeg"Pes etmemek, birlik olmak ve güçlenmek tek bildiğim çözüm. Engeller hep olacak ancak birlik olursak aşabiliriz."Birlik olma zamanı Sizin kişisel güçlenme hikâyenizi merak ediyorum. Hem bir kadın olarak hem de mesleki anlamda aşmanız gereken bariyerler nelerdi? Açıkçası mesleki olarak bu yola girerken beni zor bir sürecin beklediğini biliyordum ama hedef odaklı disiplinli ve çalışkan olmak tek anahtarımdı. Doğamızı bile normalleştirmek için, kadın olarak ötekileştirilmeden insan olarak görülmek için çaba harcıyoruz. Pes etmemek, birlik olmak ve güçlenmek tek bildiğim çözüm. Engeller hep olacak ancak birlik olursak aşabiliriz.Setlerde aslında kamera arkasında başlayıp oyunculuğa ilerleyen dönemde adım atmışsınız. Oyuncu olma isteğiniz sonradan mı oluştu? İletişim sosyolojisi üzerine çalışırken televizyonda staj yapma şansım oldu, o dönem beni oyunculuk eğitimi almaya iten birçok faktör bir araya geldi. Amatör olarak okulda yaptığım tiyatro dışında oyunculuk üzerine bir yol çizmemiştim. Hem staj yapıp hem oyunculuk eğitimi alıp hem de deneyim edinmeye çalıştığım bir dönem oldu ama içimde beni bu yola iten bir ses vardı hep, iyi ki onu dinlemişim. Anladığım kadarıyla içinde bulunduğunuz ekrana veya sinema perdesine eleştirel bakan nadir oyuncular arasındasınız.Açıkçası her işimi bir sorumluluk taşısın, mesaj versin kaygısıyla yapmıyorum. İnanmak ve içinde olmak istemek önceliğim. Ama kalbimden geçen de birilerine gerçekten dokunabildiğim hikâyelerde olmaktı öyle de oluyor.İçimdeki Yangın isimli tiyatro oyununuz da internet üzerinden izleyici ile buluşuyor. Fiziksel olarak tiyatro sahnesinde seyirci ile buluşmakla dijital bir oyunda yer almak arasında ne gibi farklar var?İlk oyunum Craft’ta ‘Waterproof’, du sonrasında “tiyatrolar.tv”nin hayata geçirdiği İçimdeki Yangın’la buluştum ikisi de çok sevdiğim, zor ve beni zorlayan metinlerdi. Fiziksel olarak seyirciyle buluşmanın tarifi nasıl yapılır bilmiyorum eşsiz bir his ve çok özledim. Ancak İçimdeki Yangın sadece kayda alınmış bir oyun değil tiyatro ve sinema disiplinlerini birleştiren başka bir anlayışla hayata geçti. Merakla bekliyorum ben de izlemeyi. İleriye dönük hedefleriniz neler? Açıkçası son birkaç senemi kariyer olarak tam istediğim gibi çok verimli geçirdim. Nuh Tepesi’yle başlayan festival yolculuğuma Gelincik’le devam ettim. Umarım bundan sonra da kendime çizdiğim bu yolda tam da böyle içinde olmaktan büyük keyif ve gurur duyduğum kendime ve oyuncu kimliğime artıları olan projelerle devam ediyor olacağım./Archive/2021/3/5/120822823-image00003.jpeg"Fotoğraf çekmek en tutkulu hobim olduğu için Instagram’da çektiğim kareleri de paylaşıyorum zaman zaman. Her an her yaptığımı paylaşmaktansa daha özel bir alan yarattım profilimde. Büyük kitlelerle iletişimde kalmak harika Sosyal medyayı bu nedenle çok efektif buluyorum. Ama sadece sosyal medyaya göre şekillenmenin de her işin ruhuna uymadığını düşünüyorum."Kalbimi o karaktere açıyorumGenel anlamda role nasıl hazırlanırsınız?Konservatuvar mezunu değilim ama farklı disiplinlerde oyunculuk eğitimi aldım. Her projede öğrendiklerimi, sosyolojiden bana kalan gözlem ve analiz etme pratiğimi, hayattaki tüm deneyimlerimi ve okul gibi geçen oyun provalarımdan bana kalan her anı o role çalışırken cebime koymaya çalışıyorum ve kalbimi o karaktere açıyorumSinemada kadını incelediSosyal bilimler genel olarak kadınların dışarda tutulduğu bir alan. Siz neden sosyoloji okudunuz?Sosyal bilimlerle ilgili daha net bir problemimiz var: Kadınları dışında tutmaktan çok toplumsal olarak her alanda ihtiyacımız olan her sosyal bilim dalı maalesef göz ardı ediliyor. Psikoloji ve sosyoloji hep çok ilgimi çekmişti temelinde insan var. İyi ki okudum. Bana mesleğim dahil her alanda bana başka bir pencere açabilme şansı veriyor. Ve “insan”ı gözlemleme, derinine inebilme ve bunu analiz etmek konusunda bana çok faydası oluyor./Archive/2021/3/5/121026463-image00001.jpegÜniversite son sınıfta Fransa’ya gidiyorsunuz ve sonrasında “1980 dönemi Türk sinemasında kadının cinsel istismarı” başlıklı bir tez yazıyorsunuz.Bu dönemi inceleme isteğim İffet, Ahh Belinda, Adı Vasfiye, Teyzem gibi (hepsinde Müjde Ar’ ın oynamış olduğu) kadın ve kadın meselelerini, toplumda kadının yerini; ötekileştirilmesi ve derinliğini konu edinmiş filmlerden oldukça etkilenmemle başladı. Ben bu süreci; kadın olmanın toplumun istediği gibi konumlandırıldığı fakat bir kadının arzuları tutkuları hayalleri ve yaşadığı zorlukları temel alan bakış açısını değerlendirerek ele aldım. Bu bakış açısıyla çekilmiş çok değerli filmlerle dolu eşsiz bir dönemdi içinde bulunduğumuz toplumu sinema aracılığıyla analiz edebilmek için. Deniz Ülkütekin